3 Temmuz 2015 serkan one response

İSTİKLÂL

İSTİKLÂL

PKK’nın başından beri en büyük hayali “mendil kadar da olsa” bir toprak parçası üzerinde istiklalini ilan etmekti. Büyüklüğü önemli değildi, yeter ki belirli bir toprak parçasının üzerinde geçici de olsa egemenliğini kursun ve bunu uluslar arası topluma kabul ettirsin. Bunu yaptığında adı “terörist” değil “savaşan taraf” olacaktı ve Cenevre sözleşmesine göre bir devlet kadar hakları olacaktı.

Yabancılar da buna çoktan teşne idiler. Mesela İngilizce’de hep PKK’nin açılımı kullanılır ve “Kurdish Workers Party” diye yazılır ve eklenirdi “fighting for a homeland”. “Bir vatanı olsun diye mücadele veren Kürt işçi partisi…” Ah canıım, ne kadar da romantik…

PKK bunun için her şeyi göze aldı. Hatta bir ara o derece kan döktü ki, tepki olarak Türk uçakları Diyarbakır merkezini bombalasın, sivil halk o kadar çok ölsün ki Birleşmiş Milletler Diyarbakır’dan öteye Türk uçaklarını geçirmeyecek bir “uçuşa kapalı bölge” ilan etsin, hatta mümkünse karadan bir yeşil hat çekilsin, araya Birleşmiş Milletler barış gücü girsin istedi. Bunun için kaç Kürt’ün öleceği hiç umurunda olmadı, çünkü malum tüm ırkçıların arkasına sığındığı sahte slogan “mesele vatan ise gerisi teferruattır” (Gerçek vatanseverler ise vatanın onun üzerindekilerin mutluluğu, refahı ile vatan sayılacağını bilir, dökülen kan miktarı ile değil)

Türkiye bu oyuna gelmedi. PKK da yıllarca ABD ve AB gözünde siyaseten doğruluk adına da olsa terörist örgüt olmaktan kurtulamadı.

Şimdi bu büyük şans PKK’ye hiç ummadığı bir yerden geldi. Suriye’den. Kaşla göz arasında orada üç tane kanton kurdu. Hem de ne kanton? Orta boylu bir büyükşehir bile sayılamayacak alanda kadın hakları bakanlığı dahi olan Sovyet tipi bir komün kurduğunu iddia etti.

İşin garip tarafı Öcalan’nın Suriye’de kaldığı 19 yıl boyunca hiç böyle bir çaba duymadık. Oradaki Kürtleri örgütlediğine de şahit olmadık. Hatta baba oğul Esad’lar onları insan yerine koyup vatandaşlık bile vermiyorlardı. Sadece Öcalan’ı, o da Türklerle savaştığı için insan yerine koyuyorlardı.  Şimdi birden bire nasıl olduysa Esad’ın da “izniyle” vatandaşlıkları bile olmayan yerde “vatanları” oldu. Artık üzerinde istiklal ilan edecekleri bir toprak parçası vardı.  (Bu arada, fakirleştirilmiş Türkçe ile konuşmak zorunda kalan gençlerimize hatırlatalım; o, yıllarca resmi tarihte “Kurtuluş Savaşı” diye öğrendiğiniz şey aslında “İstiklal Savaşıdır”, kurtulmak gibi basit bir eylem değil, belirli bir toprak üzerinde egemenlik ilan etmek için savaşmak demektir)  ve artık savaşan taraf oldular, hem de dünyanın en kötü örgütü “İslam Devleti” ile savaşan taraf… Tabi bu sahte örgütle savaşan sahte kahramanlara gökten silah yağdı, evet fiilen gökten silah yağdırdı ABD. Eh, silahların birazı da IŞİD’in eline geçti ama olsun. Almanya Kobani’ye karadan ilk silah gönderen ülke oldu. İnsan hakları konusunda bu kadar duyarlı olan ve Kürtler için bu kadar kaygılanan Almanya’nın ta Ortadoğu’daki bir savaşa hemen silah gönderirken, burnunun dibinde yıllarca süren Bosna katliamına neden bir tane tabanca göndermediği ayrı bir tartışma konusu olsa da sonuçta artık Kürtler kahramandılar. Bir yıldır ABD, İngiliz ve Alman basınında yaygara koparılıyor; “IŞİD gibi bir terör örgütü ile savaşan PKK/PYD nasıl terörist örgüt olur?”

Bu, Kürtler için çok büyük bir havuçtu ve korkarım Öcalan hariç hepsi bu havucu yuttular. Türkiye ile barış masasına tekme atmalar, çözüm sürecine dinamit koymalar hep “Türkiye dâhilinde özerklik” gibi bir hedefin artık bu “vizyona” göre çok dar bir ufuk olmasıydı. Ufukları o kadar genişti ki, Türkiye’deki barışı dinamitlemek için barış sürecinin her adımını Anayasa Mahkemesine götüren CHP ile ve hatta onları “yok” sayan MHP ile ittifak kurmak istediler.

Ve birden üst aklın şaşırdığı ama Türkleri tanıyanların hiç şaşırmadığı bir şey oldu. MHP bu oyuna gelmedi.

Şimdi AK Parti karşıtı koalisyonda (siz ona üst akıl deyin) tam yer almadı diye MHP’ye çemkiriyorlar. MHP seçimde o kadar söz vermiş, Ak Parti’yi eleştirmiş, şimdi neden AK Parti’ye karşı onların yanında yer almıyormuş. MHP’yi HDP’nin yanında yer almamakla suçlamak için bir insanın kafasında nasıl bir anlam haritası olması gerekir? CHP’nin yetkiliye benzeyen bir abisi de AK Parti ve MHP için “yok aslında birbirlerinden farkları…” diye zırvalıyor. Sanki bu güne kadar hem MHP’ye faşist diyen hem de MHP ile en uzun koalisyonu kuran CHP ve muadilleri değilmiş gibi…

Bölgede Türklerle ve Araplarla kavgalı (zaten başka da kimse yok) bir Kürt devleti kurdurmak üst akıl için iyi bir buluş olabilir, ama buna kanarak bir istiklal ve istikbal elde edeceğini sanmak için ne kadar alt akıla sahip olmak gerektiğini Kürtlerden göreceğiz…

Share it!
Aenean mattis venenatis
Comments
  1. İlhan YILDIZ     | Reply

    Serkan bey, bu yazınızla ilgili bir yorum değil ama hiçbir yerde mail adresinizi bulamadığım için burdan deniyorum, Şu an itibariyle İstiklal Caddesi’ndeki patlamayla ilgili bütün haberlerin yorumlarına bir göz atın. Paralelcilerin patlama olmadan hazır beklediklerini ve tahriklere başladıklarını görürsünüz. Siteniz -internethaber ve başkalarında olduğu gibi- işgal altına düşmek üzere. Bu kımıl zararlılarının girdikleri yeri harap ettiklerini bilmiyor olamazsınız.
    Selam ile…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Serkan Kalemciler