20 Haziran 2018 serkan no responses

KAMPANYA

kampanya

Seçime birkaç gün kaldı. Seçim kampanyaları hızlandı diyebilir miyiz? Hızlandı mı bilmem ama ben bu kampanyaların Türkiye tarihindeki en ilginç kampanyalar olduğunu söyleyebilirim. Sloganlar, pankartlar, şarkılar falan açısından değil. Liderlerin duruşları açısından.

Cumhurbaşkanı’nın duruşu belli, bir milim kımıldamıyor. Ama onunla rekabet edeceğiz diye girilen kılıklar, hakikaten insana yuh dedirtiyor.

Neler görmedik bu kampanyalarda: Hacı lakaplı, abdestsiz adım atmayan, “her gün” cumayı kaçırmayan solcu aday; Kürtlere özgürlük isteyen Asena, sağ yumruğu havada Müslüman Che. Ben hiçbir seçimde bu kadar soytarılığı bir arada görmedim. Bu kadarı bile seçimin galibini belli ediyor.

Vaatlerin yarısı zaten AK Parti tarafından yıllardır yapılagelen şeyler. Diğer yarısı da yapılanların yıkılması yönünde… Halkın, neden bunları yapanları değil de, yapacağını vaat edenleri tercih edeceği meçhul. Hele yapılmışları yıkacağını söyleyenlere neden oy vereceği belirsiz…

Şirazeden çıkan vaatleri bir yana bırakıp yapılabilecek olanları dikkate alırsak, AK Parti’nin bunları zaten gerçekleştirdiğini, muhalefetin ise bu vaatlerin yerine getirilmesini sağlayan mekanizmadan haberdar olmadığını, deyim yerindeyse “işkembeden attığını” görüyoruz. Asgari ücreti artırmak, işsizliği düşürmek, sağlık ve eğitime destek olmak hepsi üretimin/verimliliğin artırılmasına bağlıdır. Milli gelir artışı ile doğru orantılı olarak gerçekleştirilebilir.

CHP’nin 80 yıllık geçmişinde ülkede üretimi/verimliliği artırdığına dair en ufak bir veri olmadığını dikkate alırsak, CHP hasbelkader iktidara gelse ve yine hasbelkader sözünü tutsa, bunun CHP’nin vereceği son yüksek ücretler olacağını, 6 ay içinde memuruna maaş verebilmek için IMF’nin kapısına dayanacağını görmek için iktisat profesörü olmaya gerek yok. Yani iktidara geldiklerinde o vaatlerin yerine getirilmesini sağlayan mekanizmaları bozacak olan bu ahmakların, 6 ay içinde bizi kuma saplayacakları kimsenin meçhulü değil.

Yine “o paşanın apoletlerini sökeceğim” gibi edepsizlikleri söyleyebilir hale gelmelerinin nedeninin AK Parti’nin askeri vesayeti geriletmesi olduğunun da farkında değiller. Devr-i iktidarlarında askere laf söyleyenin nerelerinin söküldüğü herkesin malumu. Tabii, AK Parti bu mücadeleyi “siyasete siyaset dışı aktörler karışmasın” diye verdi, bunlar soytarılık yapsın, askere hakaret etsin diye değil.

Bugünlerde yabancı basının en sevindiği gelişme, Türkiye’de muhalefetin birleşmiş olması. Tabii onlar sormuyorlar, yahu bu beş benzemez nasıl bir araya geldi, hiç mi ilkeleri, omurgaları yok? Onlar için “Erdoğan’ı devirmek” ilkesinin etrafında birleşmeleri yeterli.

Öte yandan bizim muhalefetin de başka bir ilkesi var sanıyorsanız yanılıyorsunuz, onlar için de “mesele Erdoğan’ı devirmekse, vatan teferruat”.

Kampanyaların diğer ayrıntılarına bakıyorum da; geri geri traktör kullanmak, sekiz köşeli şapka giymek, sahnede bisiklet sürmek…

Aklı başında herkes, Türk halkının böyle eblehliklere prim vermeyeceğini bilir.

Bütün vaatleri Gezi soytarılığı sırasında Dolmabahçe’deki başbakanlık ofisini basıp bildiri okumak isteyen darbeci haydutların talepleri ile aynı olan bu muhalefetin, olur da oyları artarsa bilin ki nedeni kendi vaatleri değil, AK Parti’nin hataları olacaktır.

AK Parti de zaten bu uyarıyı dikkate alıp, seçimden sonra kurulacak ilk hükümette bu hatalarını düzeltecektir.

Seçimi kaybederse mi?

Lütfen ciddi olalım…

@kalemciler

Share it!
Aenean mattis venenatis

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Serkan Kalemciler