24 Mart 2018 serkan no responses

KANON

kanon

KANON

II. Dünya Savaşı’nın ardından başlayan ve dünyayı iki kutba ayıran ‘soğuk savaş’ dönemi, 3 Aralık 1989 günü Malta’da bir araya gelen ABD Başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov’un ortak açıklamasıyla resmen sona ereli 28,

17 Aralık 2010 günü 26 yaşındaki Tunuslu Muhammed Buazizi’nin, bir pazar yerinde kendini yakmasıyla başlayan karışıklık, Arap Baharına dönüşeli 7,

15 Mart 2011’de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad karşıtı göstericilere güvenlik güçlerinin ateş açması ve dört göstericinin ölümüyle başlayan gösteriler, Suriye iç savaşına dönüşeli 6 yıl olmuş.

Ve bizde hala bu olaylar arasındaki içsel bağı görmek bir yana, “Zeytin Dalı Harekatı”nı AK Parti‘nin 2019 seçimlerine hazırlık olarak başlattığını sanan bir muhalefet var.

80 senedir hiçbir gelişmeyi doğru okumayan bu güruhun, askeri bürokratik vesayetin bitmesiyle sahte entelektüel hegemonyası sona ereli 15 yıl oldu, ama onlar bir zombi gibi hala ortalıkta beyin yemekle meşguller.

Onların yarattığı sahte kutuplaşma nedeni ile bugün Türkiye’de gerçek bir “ana akım medya” yok.

Türkiye’nin orta yolu yok.

Onların 80 yıllık sahte entelektüel hegemonyası nedeni ile Türkiye’nin “Kanonik Anlatısı” yok.

Modernleşmeyi Batı’nın kötü bir taklidi olarak gören, ipe sapa gelmez resmi ideolojilerinin de bugün artık bütün boyası dökülmüş durumda.

Yani bu sahte entelektüeller için deniz bitti.

Şimdi en azından Cumhuriyet tarihinden bu yana olanları doğru okuyacak, eksiğimizi, fazlamızı doğru değerlendirecek, ezberlerle, klişelerle işi olmayan entelektüelleri öne çıkarmaya ihtiyacımız var.

Ben kendi alanımdaki manzarayı söyleyeyim, son 15 yıldır bu vesayet medyasının yalanlarını düzeltmekten, algı operasyonlarıyla mücadele etmekten insanlara doğru dürüst haber vermeye vaktimiz olmadı.

Artık kimse bir gazeteyi açıp (veya internette o gazetenin sitesine girip) o gün Türkiye’de ne olduğunu sade ve düz bir şekilde öğrenemiyor.

Herhangi bir haberden önce manşette o haberin “aslında ne anlama geldiği” anlatılıyor.

Bir yetkili bir açıklama yapmışsa, o açıklamadan önce “aslında o yetkilinin ne demek istediği” anlatılıyor.

Yahu ne olmuş? Anlayamıyoruz

Yahu adam ne demiş? Okuyamıyoruz

Sürekli bir satır aralarını okuma var.

Satırlar ortada yok.

Sanki her olay bir gizem, herkes bir sır küpü, illa şifreler var ve onu sadece medya bilip çözüyor.

Bu sahte kutuplaştırıcılar, bu algı operasyoncuları, karakter suikastçıları nedeni ile medya da normalleşemiyor.

Şimdi bu konu nereden çıktı?

Kendisini “Amiral Gemisi” ilan eden (ve bir zamanlar gerçekten vesayetin amiral gemisi olan) Hürriyet gazetesi el değiştiriyor.

Hürriyet’in elinde altyapı olarak, sermaye olarak gerçekten bir amiral gemisi olmak için gereken her şey var. Ama özellikle son 15 yıl hiçbir öngörüsü doğru çıkmayan yazarları, “fikir önderleri”, “eşik tutucuları” nedeni ile entelektüel anlamda su almış bir takadan başka bir şey değil…

Şimdi bu el değiştirme ile gönül ister ki Türkiye gerçekten bir amiral gemisine kavuşsun.

Türkiye’nin medyada bir kanonu olsun.

Herkes ona bakıp kendisine çeki düzen versin.

Olur mu?

Hiç ümitli değilim.

Kanonik Anlatı bir metafordur. Kanon (Top), savaşta diğer topların yönünü, ritmini ayarladıkları en büyük toptur, nizam topudur. Edebiyatta ise kanonik metinler içtimai şuuru oluşturan, pekiştiren ve diri tutan metinlerdir. 600 yıllık tarih bilincine vurulan darbe nedeniyle Türkiye son 100 yıldır kendi kanonik anlatısını oluşturamamaktadır. Başarılı çabaları tenzih ederim.

Share it!
Aenean mattis venenatis

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Serkan Kalemciler