3 Haziran 2015 serkan no responses

MESELE SEN DEĞİLSİN SELOCAN, HALA ANLAMADIN

MESELE SEN DEĞİLSİN SELOCAN, HALA ANLAMADIN MI?

“Sürek avı” diyor Kurtuluş Tayiz. Evet, Cumhurbaşkanına yönelik tam bir sürek avı sürüyor ve Tayiz’in dediği gibi “Erdoğan milli iradeyi üst akıla devretmeden” de av bitmeyecek.

Cengiz Çandar, “zaten başkanlık sistemi kurdu, şimdi sadece resmileştirmek istiyor” diyor. “Seçimler diktatörlükten önceki son seçimler olabilir” diyor, “Onu durdurmak için bize 70 milletvekili lazım” diyor. “Bize” dediği HDP, yoksa o da çoktan CHP’den kesmiş umudu.

Diktatörlükten önce son çıkış demeğe getiriyor.

Bence milli iradeden önce son çıkış.

Eski Türkiye’ye dönmek isteyenler için son sapak.

Artık mesele AK Parti bile değil, mesele Cumhurbaşkanının elindeki milli iradeyi alıp, üst akıla teslim etmek. Bunun için AK Parti içinden çıkacak bir muhalefete bile razılar, yeter ki üst akılın emrine girilsin.

Peki, ruhu Nişantaşı’na taşınan Selocan hiç mi düşünmüyor; “yahu daha düne kadar bana ‘kıro’ diyen, kapısının önünden yoksul bir Kürt geçse tiksinerek bakan bu beyaz Türkler beni neden cilalıyor acaba?” diye.  Yani Eskişehir’den bir eşcinsel, İstanbul’dan bir ateist, bir radikal solcu aday göstermekle Türkiyeli mi olunuyor? Türkiyeli olmak için seçim bildirisinde 8 kere Kürt, 9 kere LGBT demek yetiyor mu?

Bu halkı hiç mi tanımıyor sunuz?

Nasıl ki CHP bir Kürt partisi olamazsa, HDP de bir Türkiye partisi olamaz.

Öyleyse sen kimi kandırıyorsun Selocan? Kürtleri mi, Türkleri mi? Kendini mi?

Selocan’ı parlatan The New York Times, Financial Times, The Guardian, Tages Spiegel  “emperyalistlerin” en bol satışlı gazeteleri değil mi?

Peki, bizim “solcular” sormuyorlar mı: “yahu bunlar bu adamı parlatıyorsa vardır bir hatası” diye?

Tabi hayata hala 70’lerin “sağ-sol” mantığı ile bakarsanız anlamsız görünüyor. Şaka gibi.

Selahattin Demirtaş, AK Parti’yi MHP’den bile büyük bir tehlike olarak gördüğünü söylüyor. En büyük düşman Erdoğan, onu başkan “yaptırmayacak, yaptırmayacak, yaptırmayacak”

Peki, ne kötülük yapmış Erdoğan Kürtlere?

Dağda kart kurt yürüyenlere ilk kez “Kürt” diyen kim?

İnkâr ve asimile politikalarını elinin tersiyle iten kim?

Kürtçe medya, mahkemede savunma, eğitim hakkını veren kim?

“İmralı canisi”, “bebek katili” diyenlere karşı tüm riski alarak çözüm sürecini başlatan kim?

Bilmem kaçını kez kapatılacak Kürt partisinin kapatılmaması için yasa çıkartıp Meclis bahçesinde tekrar enselerinden tutulup emniyete atılmalarına engel olan kim?

Bunları gerçekleştiren bir partiyi bile MHP’den tehlikeli görüyorsa belki Selocan da İmralı’dakinin cani olduğunu düşünüyor. Bir popstar olarak yükselmek istiyor belki.

İşte sana İngiliz haber ajansı Reuters’dan 3 senaryo Selocan:

1 – AK Parti salt çoğunluğu kazanabilir (276-329 sandalye):  Finans piyasaları için en uygun senaryo olarak görülen bu olasılık Erdoğan’a başkanlık sistemi kurmasına yetecek kadar sandalye vermezken partinin devam etmesini sağlayacaktır.

2- AK Parti koalisyona girmek zorunda kalabilir (276’dan daha az sandalye): Yapılan kamu oyu araştırmaları, HDP oylarının yüzde 10 barajını aşması durumunda bir koalisyonun oluşturulması olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor. Bu durumda yatırımcıların güveni sarsılıyor, lira üzerindeki baskı artıyor.

3- AK Parti ezici bir çoğunluk elde edebilir (330 veya daha fazla sandalye):   Bu senaryo Erdoğan’ın tercih ettiği olasılık olsa da kamuoyu yoklamalarına göre gerçekleşmesi zor görünüyor..

Dikkat edersen senaryoların tamamı AK Parti’nin tek başına veya koalisyonla iktidarda kalması korkusu ile ilgili. Hiçbir senaryoda “HDP barajı geçerse Kürtler için iyi olur, barış süreci yürür” gibi bir kaygı yok

Yani mesele sen değilsin Selocan, hâlâ anlamadın mı?

Share it!
Aenean mattis venenatis

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Serkan Kalemciler