Evet mesele sadece zam, sen daha anlamadın mı?

- Serkan Kalemciler

Fransa’da 17 Kasım 2018 tarihinden beri inanılmaz sokak çatışmaları yaşanıyor. Her yer savaş alanına dönmüş durumda. 2 ölü 600’ün üzerinde yaralı var. Gösterilere, 110 bine ulaşan kişinin katıldığı hesaplanıyor.
Paris’in sembolleri arasında yer alan Champ-Elysees Caddesi ve çevresinde hayat felç. Eyfel Kules ise 24 Kasım’dan beri ziyarete kapalı.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na girmek isteyen göstericilere hiç acımadı Fransız güvenlik güçleri. Türk Polisi ne kadar vicdanlıymış o müdahaleleri görünce anlıyor insan.
Macron, Fransız halkına seslendi ama halk yine de tatmin olmadı. Ona da güven gittikçe azalıyor.

Dünya da asla oralı olmadı bu olaylara. Gezi gösterilerinde canlı yayınlarla provokasyon peşinde koşan ünlü Amerikan haber kanalları sessizliğe büründüler. 7/24 Taksimden yayın yapan , bizim gezi soytarılarından bir “Türk Baharı” çıkarmaya çalışan, hatta gösterilere bizzat eleman gönderen, kırık Türkçesi ile “diğğene diğğene kazanacağız” diyen medya, orayı görmezden geliyor. Tabi göstericiler arsında BND ajanları da yok. Ukraynalı FEMEN grubu da yok.

Fransız medyası da kısmen suskun. Marjinal sesler dışında olaylarla ilgili bilgiler sosyal medyadan yürüyor. Herkes kullanışlı ebleh olacak değil ya. Adamlarda ülke aidiyeti denen bir olgu var. “Macron gitsin de ne olursa olsuncuları” yok onların.
Ya da “hükümet istifa etsin de gerisini salla” diyenleri.

paris champs-elyseesParis’te Champs- Elysees’teki hasar gün ağarınca ortaya çıkıyor

Peki bu olaylara sebep olan neydi? Akaryakıta uygulanacak vergi. Geçen hafta cumartesiden beri hükümetin akaryakıta ek vergi koymasını protesto eden ve “Sarı yelekliler” adı altında örgütlenen eylemciler, başta Paris olmak üzere birçok kentte gösteriler düzenlediler. Fransız hükümeti ve Cumhurbaşkanı Macron asla haydutlara boyun eğmeyeceğiz diyor. Aynı anda hem kamu hizmetlerinin artmasını hem de vergilerin yerinde kalmasını isteyemezsiniz diye de sözlerini sürdürüyor. Aslına bakarsanız ben özellikle Avrupa’da yaşanan protestoları anlamaya çalışırım. Çünkü gerçek bir nedeni vardır. Orada halk sokağa çıkmışsa kesin bir hak kaybı, bir sıkıntı vardır. Fransız yetkililer de bunun farkında olacaklar ki bir orta yol bulmaya çalışacağız diyorlar ama belli ki vergi hamlesinden geri adım atacak durumda değiller. Yani anlayacağınız adamlar yeni uygulanan bir verginin iptali için sokaklara dökülüyorlar. Gereksiz, anlamsız durup dururken diye bir durumu yok bu gösterilerin.

sarı yelekliler ParisParis göterilerinde Sarı Yelekliler isimli grup göze çarpıyor

Peki Gezi soytarılarının derdi neydi?

Evet mesele 4-5 ağaç değildi onu anladık da, neydi peki?
Ne demeye o kadar yakıp yıktık?

Patlayan çöp dağları mı vardı?
Pis kokan foseptik gölü haline gelmiş Haliç miydi yoksa dert?
Belediye hizmetleri mi kötüydü? Suyumuz mu yoktu?

Benzin kuyruklarında mıydık?

Maaşlar mı alınamıyordu, enflasyon mu fırlamıştı, neydi?
Neden sokaklarda yatar kalkar olmuştu gezi kafalılar?
Memleketi savaş alanına çeviren o kullanışlı eblehler
her şey tıkır tıkır işlerken ortalığı yakıp yıkmak peşindeydiler.
Ve ne acıdır ki elle tutulur hiçbir sorun yoktu ortada.
Bizde sorun olsa zaten emin olun kimseler sokağa çıkmaz.
Her şey iyiyse, sorunlar azalıyorsa severiz biz güzel gideni bozup yıkmayı.
Rahat batar bize. Gülse Birsel gibi bir muhalifin bile “gayet güzel olmuş” dediği yeni havaalanını su bassın isteriz, basmamışsa, basmış başka bir havaalanını paylaşır, sapık duygularımızı tatmin ederiz. “Memleket batsın, döviz yükselsin, kazanımlarımız çöpe gitsin ama yeter ki bunlar gitsinci” istemezük ordusu hep hizmettedir. Zaten mesele ağaç da değildi. Mesele memleketi ele geçirmek adına vurulacak altın vuruş için zemini hazır hale getirmekti.
15 Temmuz hain kanlı darbe girişiminin önünü açmaktı.
Biz biliyoruz.
Bir de ne diyordu kendine “Taksim İnisiyatifi” adını veren haydut sürüsü?

“3. köprü, 3. Havalimanı, Kanal İstanbul projeleri durdurulsun”

Yani ülke kalkınmasın istiyorlardı.

Hem de Dolmabahçe’de başbakanlık konutuna girmeye çalışarak.

Yani AK Parti’ye oy veren 22 milyon insan hiçe sayılıyor, başbakanlığa girilmek isteniyor?

Siz kimsiniz ya? Kim yetki verdi size? Hangi hakla ahkam kesiyorsunuz?

Bu darbeciliktir! Ama yok işte idam cezası…

@fikircibey

© 2018 Serkan Kalemciler. Tüm hakları saklıdır.